• BIST 94.783
  • Altın 246,294
  • Dolar 5,9356
  • Euro 6,6209
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 20 °C
  • Van 11 °C

İSLAM MEDENİYETİNİN OLUŞUMUNDA GENÇLİĞİN ROLÜ

Nihat Gür

 

 

İslami mücadelede, mücadele kaynağı olarak gençliğin yeri ve önemi tartışma götürmeyen bir konudur. Allah-u Teala insanı her yönden diğer yaratılmışlardan üstün kılarak evrenin en şerefli varlığı kılmıştır. İnsanın en hareketli ve diri olduğu dönem gençlik dönemidir. Gençlik, Allah’ın bize vermiş olduğu en önemli nimetlerden biridir. Tüketim kültürü, bağlı olarak geliştirilen yaşam biçimi, bugün bütün toplum kesimlerini olduğu kadar gençliği de etkisine almış durumda. Muktedirlerin hayatın her alanını kontrol eden, belirleyen, siyasal-sosyal, ekonomik, ahlak ve kültürel yozlaşma dayatmalarına karşı İslami gençlik, kendi öz değerleri ile duruş belirlemelidir.

Muktedir zihniyete karşı mücadele ederken kendi değerlerimizden menkul bir kültürel-sosyal mecrayı yaratarak, onun içinde kendi mevzilerimizi yaratacak siyasal bir mücadelenin öz gücünü oluşturmalıyız. Bu öz gücün en büyük ve en anlamlı değeri, kendi medeniyet değerlerinin farkında olan gençliktir. Resulullah mücadele yaşamı boyunca gençliğe her anlamda gereken değeri vermiştir. Hak dini tebliğ ederken toplumun yeniliklere açık, idealist ve diri kesimini oluşturan gençler, Peygamberimizin en güçlü yardımcıları olarak yerlerini almışlardır. Bir anlamda İslam, ‘Gençlik Hareketi’ olarak insanlığa öncülük etmiştir.

 

 Müslümanların öncü şahsiyetlerine bakarsak; birkaç kişi elli yaş civarında, birkaç kişi otuz beş yaşın üzerinde,  kahır ekseriyet ise otuz yaşın altında bulunuyordu. Bu gençlerin her biri insanlık için ayrı bir değer oluşturmuştur. İslam dininin insanlara ulaşmasında, yaşamları ile gönül kazanarak yol gösterici olmuşlardır.

Müslüman genç kendi değerlerinin güçlü sesi olmalıdır. Zamana ve mekana inancından gelen soylu duruş ile seslenmelidir. Cümleleri medeniyet değerlerine yakışır güzellik ile kokmalıdır. Mücadele yürüyüşünde sorunların ve soruların çözüm değeri olmalıdır. Umudunu Allah’tan, değerini davasından, dostluğunu dava arkadaşlarından almalıdır.

Yüzde yüz doğru olan beşeri bir tercih yoktur, beşer idrakı ile mükemmel bir seçenek yoktur. Her şeyi tercih etme imkanı olmadığından, her tercihin başka tercihleri yok saydığını da bilmek gerekir. Bunun için her insan yapmış olduğu tercihin doğruya en yakın olduğuna hükmeder. Bizim için yüzde yüz doğru olan tek tercih/kaynak Kur-an-ı Kerim’dir. Beşer olarak yapılmış olan her yorum ve analiz, ana kaynağımızdan bir tercihtir. Hadis/Sünnet elbet önemli kaynaklarımızdan biridir ama süreç içerisinde yapılmış olan eklemlenmeler ve tahrifatlar ciddi boyuttadır. Zaten Hadis ve Sünnetin doğruluğu da nas ile ölçülür.

 

 Beşeri tercihler ana kaynaktan bir cüz olduğuna göre, ana kaynağımızdan gelen farklı tercihlere de tahammül ve edep ile yaklaşmalıyız, elbet, Kur-an-ı Kerim ile ters düşmemek kaydıyla. Özellikle gençlik, daha idealist ve dinamik olduğu için kendi doğrularını insanlara taşırken farklı tercihler ile de karşılaşacaktır. Bu karşılaşmalarda hem İslami tercihlere hem de diğer beşeri tercihlere en makul düzeyde tahammül ile yaklaşılmalıdır. Biz sözün en güzel olanı ile iletişim sağlamakla mükellefiz.

Gündelik yaşam mücadelesinde, toplumsal ve beşeri ilişkilerin biçimi, muktedir zihniyet tarafından kuşatılır. Bir medeniyetin kendine has olan cevherleri köreltilerek işlevsiz kılınır. Gençlik, bir toplumun en hareketli zümresi olduğundan ötürü en büyük tuzak ve kuşatmalar onlara karşı hazırlanır. Gençlik kendi tarihine, medeniyetine, örf ve adetlerine, geleneksel köklerine yabancılaştırılarak kuşatmaya alınır. Bu kuşatmayı kırmanın yolu, öz değerlerini iyi idrak etmekten geçer. Tarihini bilmekten geçer çünkü tarih, bilincin/idrakın kendini tanımasıdır.

 Kur-an merkezli bir zihin ile tarih ve zamandan;  ‘Nereden geliyoruz, nereye gidiyoruz, Kimiz ve nasıl yapmalıyız?’ın cevapları alınmalıdır. Mücadele yürüyüşümüzde sorun ve soruların yüzleşmesinden kaçarak onları bir başkasına yönlendirmemeliyiz. Mücadeleye küsüp kendi içimize kapanarak çözümsüzlüğe mahkum olmamalıyız. Gençlik en idealist ve dinamik güç olarak köklerine olan bağlılık ile yenilenmenin, ilerlemenin ve çözümün merkezi olabilmelidir.

 

Medeniyet değerlerinin bilgisine sahip bir bilinç ile kendi coğrafyasının öz değerlerini bilgelikle yüklenmelidir. Riyasız ve şirksiz bir yürek ile bunları insanlara götürebilmenin zahmet çekeni olmalıdır. Birey olarak zaaf sahibi olduğunu bilmeli, kuvvet ve şerefin iman yüklü dostluklarda var olduğunu yaşamalıdır. Arzularının etkisini kırarak, Allah için yaşayan dostlarının omuz vereni olmalıdır. Ahlakın, mertliğin, cesaretin, diğergamlılığın ve  sadakatin şahikasını modelleyen bir kişilik ile tercih edilen olmalıdır. Halkı ile iç içe olmalı ve onlara kendi inandığı değerlerini örnekleyen çekim merkezleri oluşturmalıdır.

Bugün, Selahaddini Eyyubi’yi, Ehmedê Xanî’yi, Nehrileri, Melaye Bateyi’yi, Fekiyê Teyran’ı, Barzanileri, Bedirxanileri  ve diğer değerlerimizi bilmeyen İslami gençliğimiz, Kürdistan’da çok da karşılık bulamaz. Bu her halk için geçerli olan bir kıstastır. Bu nedenle her kavim, dinimizi kendi dili ve kendi öz değerleri ile anlatmalıdır. İslami mücadelede çok önemli bir yere haiz olan dava gençliği de medeniyet ve coğrafya mirasını çok iyi etüt ederek kendini güçlü kılmalıdır.

 Bilinç ve değer yüklü olan gençlik, yüzeysel değişimler ile değil, köklü ve derin değişimler ile alakadar olmalıdır. Değişim ve ilerlemenin kesin sonucunun ‘eğitim’ ile alınacağı kesinlikle bilinmelidir. Onun için daha önceki eğitim tecrübelerini iyi analiz ederek eğitim çalışmalarına en aktif katılımı sağlamalıdırlar.  Değerlerimizin taşıyıcısı olmak için sıkıntıya katlanmak zorunluluktur. Yüzlerce defa hiç usanmadan, tekrar tekrar bozulmayacak şekilde güzel yapmayı öğreneceğiz. Büyüklerimizden alacağımız tecrübe ve nasihatler ile malımızla, canımızla hizmet edeceğiz.

Haklı davamızı ifa ederken, amacımız asla düşman yaratmak olmayacaktır. Her gönlün İslam’a ısınabileceği gerçeği ve herkesin bir başkasına zulmetmeden kendi inancı ile yaşayabileceği gerçeğini içselleştireceğiz. Gençlik; edep, haya, ahlak, hilm, cesaret ve tahammülün mücadele yürüyüşündeki en güzel örnekliğini verebilmelidir. Ne evrensellik adına yerellilik boğdurulmalı, ne de yerellilik adına evrensellik yadsınmalıdır. Biz İslam ümmetinin kavimlerinden bir kavimiz, ümmet ana paydamızdır. Ümmet içinde birilerinin yapmış olduğu yanlış veya yanlışlar bizi yanlışa sürüklememelidir. Biz, ümmetin her kavminin sahip olduğu haklar için mücadele eder ve yanlışları düzeltmek için elimizden geleni ortaya koyarız. Ama asla, ümmet ve medeniyet değerlerimizi yok hükmünde saymayız. Kürdistani değerlerimiz, İslami değerlerimizin ilkelerinden anlam ve hayat bulmaktadır. Gençliğimiz bu şiarı asla göz ardı etmemeli ve bu şiar ile mazlum halkımızın mücadelesini haykırmalıdır.

Bilim, sanat, teknoloji, felsefe, ve İslami ilimler ile kendini donatmış olan bir gençlik, İslami ve insani olan mücadelemizde çok güçlü bir öncü güç olacaktır. Gündemden, ümmetten, dünyadan, coğrafyasından haberdar olan, kendi ve insanlar ile barışık olan bir gençliğin idealist hareketliliği çok güzel yeniliklere vesile olabilir. Kök değer olarak baktığımızda, hayatında Allah sevdalılarını dost edinen, onları arayan ve onlar ile mutlu olabilen her insan, huzuru bulacaktır.

“Kalpler ancak Allah’ı zikretmekle tatmin olur” emri bizim için yaşam kaynağıdır. Rabbini tanıyan, her şeyin hakikatini tanır. Kalbini Allah zikri ile mutmain eylersen gerçek huzura nail olursun. Böylece zıtlıklardan öte, uyum ve saadete mazhar olursun. Allah’ı seven bir gençliği halk yürekten sevecektir. Allah’a kul olup hizmet eden gençliğe bilinmeyen nice kapılar açılacaktır. Zannı güzel olanın, kendisi de güzel olacaktır. Kendisi güzel olanın bulunduğu yer de güzel olacaktır.

İnsan, yüreğini, aklını, inandığı değer ile meşgul etmelidir. Yoksa nefis, insanı olmaması gereken iş ile meşgul eyleyecektir. Hele bir de gençlik gibi bir zümre için bu daha fazla önem arz etmektedir. İslami değerlerin makul ve makbul olduğu ortamlarda olmalı, o ortamları oluşturmanın gayretinde olunmalıdır. Zaman ve mekanın boşluk kabul etmediği malumdur, insan nefsi ise hiç kabul etmez. O nedenle, hem kendimiz için hem de tebliğ ile ilgilendiğimiz kardeş ve dostlarımız için meşguliyet alanlarımızı çok iyi oluşturmalıyız.

Her bir genç Müslüman’ın, her daim gücü nispetinde ilgilendiği yeni insanlar olmalıdır. Elbette bu tüm Müslümanların görevidir, konumuz gençlik ve en hareketli zümre olunca onları merkeze alarak değerlendiriyoruz. Ortaokul, lise, üniversite, esnaf, işçi, memur, mezun veya herhangi bir meslek grubundaki genç, bulunduğu ortamı ‘Darul Erkam’ olarak oluşturmakla kendini mesul görmelidir. Bu bir sınıf, bir okul, hastane, atölye, kurum, ev, büro olabilir. Bu çalışmalarımızı bir disiplin ve sistem içinde yürütmeliyiz. Daha önce de belirttiğimiz gibi her tercihe saygı ve tahammül içinde kendi tercihimizi de değerli ve güçlü kılmalıyız. Dernek, vakıf, yurt vb. ortak alanlarımızı sahiplenerek onlardan amaçlarımız doğrultusunda hakkı ile istifade etmeliyiz.

Medrese ilmi ile fenni ilimleri bir arada toplayacak olan genç ise zaten nur üstüne nurdur. Etiket ile ilim, makam ile değer arasındaki tercihte, ilmi ve değeri tercih edenlerin tercihi, hayırlı bir tercih olacaktır. Bu bilim ve teknolojiyi dışlamak olarak algılanmamalıdır. İslami kimliği oturmuş olan insanların bilim ve teknolojiye hükmetmeleri en güzel olanıdır. Bunun yanında dinde ilmi derinliğe sahip olan insanlara olan ihtiyaç da en az bunun kadar öneme haizdir. Bilim ve teknolojiye hükmedenlerin bu insanların eğitiminden geçmeleri çok daha iyi niyetli insanları hizmete sunacaktır. Onun için her iki kesim birbirini takviye etmelidir. Biri maneviyatı ve ahlakı güzelleştirirken, diğeri yaşamı kolaylaştırmaktadır. Böylece bir bütün olarak yaşam Yüce Yaratıcının emrine ram olunmuş olur.

İslami mücadelenin amacı yaşamı güzelleştirmek olduğuna göre, bu mücadeleyi veren insanların da güzel bir kişiliğe sahip olması, tartışma götürmeyen bir konudur. Güzel ahlak ile donanmış olan gençlik, toplumdaki tüm gençliğin, içinde yer almak isteyeceği, imrenilen bir çekim merkezi olacaktır. Her davranışı Allah’ı hatırlatacak, her sözü bir heyecan yaratacak olan gençliğe, toplum ve coğrafya kucak açacaktır. Gönüller hayranlık ile takip edecek, gözler aşk ile ardılları sıra özgürlüğün ve özgünlüğün şafağına yürüyecektir. Allah’ın emirleri ile yaşam arasında hayranlık uyandıran bu uyum ile nice gönüller ve lisanlar bu gençliğin mecrasına akacaktır. Bu yürekler, dava ve mücadele yolculuğunda, mazlum coğrafyamızda hak etmiş oldukları değeri bulacaklardır.

İnsanın gençliğini nerede ve nasıl geçirmiş olduğunu, büyük hesap gününde ayrı bir değere sahip olduğunu biliriz. İslam gençliği bu önemli yaşam dilimini nerede ve nasıl geçireceğini en iyi bilen zümredir. Çünkü yaşanılmış örnek zaman dilimlerimiz ve şahsiyetlerimiz tüm güzellikleri ile mevcuttur. İslam dini yeryüzünün en genç semavi dini olmakla birlikte, tüm semavi dinlerin en son noktası olduğundan dolayı da en olgun olanıdır. Allah-u Teala’nın insanlığa gönderdiği vahyi terbiye ve mesajın, tevhidi dinlerin en son hali olması itibariyle, hem en genç hem de en olgun halidir. Demek ki İslami Gençlik, hem dinamik hem de kendinden önceki tecrübelerin ışığında, olgunluğunda pişmiş hali olmalıdır.

İslami mücadelede gençlik varlık ve yokluk kadar değerlidir. Dinamik ve yeniliğe açık olan gençlik, tecrübenin oluşturduğu akıl ile cesur adımlar atabilmelidir. Coğrafyamız, bölgemiz, ümmet ve de insanlık, tüm gerçekliği ile bu kutlu gençliğin yürüyüşünü temaşa etmektedir. İslam Gençliği, özgürlüğe ve medeniyet değerlerimize yürüdüğü vakit, mazlumlar yürüyecek, ümmet yürüyecek, insanlık yürüyecek. Mücadele kutlu, yol kutlu, yürüyen kutlu, hedef kutlu, değerler kutlu… Bu kutlu gençlik inşallah hem bugünlerin hem de kutlu yarınların aydınlık muştusu olacaktır. Gençlik mücadeledir, mücadele gençliktir.         

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Öze Dönüş | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : Van Öze Dönüş Der Tlf: 432 212 10 18 | Haber Scripti: CM Bilişim