• BIST 96.861
  • Altın 238,344
  • Dolar 5,8057
  • Euro 6,5299
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 9 °C
  • Van 7 °C

Algı Yönetimi ve İslami Mücadele*

Nihat Gür

 

Sana da ellerinde kitaptan olanı doğrulamak ve onu korumak üzere bu kitabı hak ile indirdik. Öyleyse aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen haktan sapıp onların hevalarına (nefsi arzularına) uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol-yöntem kıldık. Eğer Allah dileseydi, sizi bir tek ümmet kılardı. Ancak size verdikleriyle sizi denemek istedi. O halde hayırlarda yarışınız. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir.
(5-Mâide 48)

 

Kitleler toplumsal olay ve olgularda yüzeysel düşünürler, kendi içlerinde farklı ve derin analiz yapabilen kişi sayısı gelişmişlik düzeyine göre farklılık gösterir. O milletin, medeniyetin tecrübî hafızası ve yorumlama, eleştirme, analiz etme gelişmişliği algı derinliğini etkileyen güçlü etkenlerdir. Bir medeniyetin; kaliteli, liyakatli insan sayısı o medeniyetin evrensel değer ayarını ve derecesini belirler. İnsan, değer, adalet ve hakkaniyet merkezli medeniyetler evrensel değerlerin gelişmişlik öncüsü ve kriteri olurlar.

Algı tuzakları ile koyun sürüsü gibi istenilen yere yönlendirilen sürü değil, medeniyet değerleri merkezli gitmesi gerektiği yere inanç ve azimle yol yürüyen öncü güç olacaklardır. Algı yöntemleri ile iradesi esir edilmiş olan toplumlar, hiçbir zaman bir medeniyet inşa edemezler. Onun için bir toplumun içindeki aydın ve âlimler, algı savaşlarına karşı insanlarını bilinçlendirecek mücadele yöntemlerini en iyi şekilde kullanabilmelidirler.

Algı yönetimi insan ve İslam tarihinde farklı şekillerde her daim var olmuştur. Kur-an’ı Kerim silahlı savaştan çok algı savaşlarına vurgu yapar. Algı savaşlarına karşı Kur-an merkezli bir mücadele yöntemi merkeze alınırsa doğru sonuçların elde edileceği bilinmelidir. İnsanlık tarihinin başlangıcında şeytanın Hz. Âdem’e ve eşi Hz. Havva’ya karşı başlattığı algı yönetimi cennetten kovulma ve yeryüzüne sürgün ile Kabil’in Habil’e karşı oluşturmuş olduğu nefsi algı yöntemi katletmekle sonuçlanmıştır.

İslam tarihinde İfk hadisesi ciddi bir algı yönetimidir. Hz. Osman’ın şehit edilmesi, Muaviye’nin bunu işleyerek ümmet içerisinde Hz. Ali’ye karşı bir cephe oluşturması algı operasyonlarının önemli örneklerindendir. Bu algı yönetiminin sonucunda Cemel, Sıffin, ve Nehrevan savaşları yaşanmış ve Müslümanlar bugüne kadar devam eden etkileri ile halen karşı karşıyadırlar. Günümüzde de İslami mücadelenin istenilen düzey ve yerde olmamasının ana sebebi algı yöntemlerini doğru okuyamamalarıdır. Bunun için algı yönetimi nedir ve nasıl mücadele edilmelidir konusu çok iyi işlenmelidir.

Algı yönetiminde amaç; Belirlenmiş olan topluluğu, arzu edilen hedefe yönlendirmek için yürünecek yola, yolcu olarak çıkmaya ikna etme sürecidir. Henry Kissinger “Bir şeyin gerçek olmasından daha önemli olan o şeyin gerçek olarak algılanmasını sağlamaktır” sözü müstekbir güçlerin algı yöntemlerini açık bir şekilde ifade etmektedir. Bir şeyi planladıkları zaman onu kitlelere bir ihtiyaç ve gereklilik olarak hissettirmektedirler. Bu ihtiyaç ve gereklilik üzerinden düşünce yaratarak somut dokunuşlar ile de algı yönlendirmesini gerçekleştirmektedirler.

İslami mücadele istikbar güçleri tarafından sürekli algı yöntemleri ile kıymetsizleştirilerek değersizleştirilmeye çalışılmaktadır. Cihanın her tarafında İslam medeniyetine ait ne varsa basitleştirmeye çabalamaktadırlar. İslam medeniyeti algı yöntemlerini olması gerektiği şekilde inşa etme üzerine kurmuştur. Batı uygarlığı ise algı tuzaklarını sürekli bozma ve yok etme üzerine kurgulamıştır.

İslami mücadele varoluş gereği dokuna bildiği her yere ve insana iyi bir algı ile dokunuş gerçekleştirme gayesindedir. Onun için batı uygarlığının şeytani algı tuzaklarına karşı bir dalga kıran oluşturamamıştır. İstikbar güçlerinin saptırıcı algı operasyonlarına karşı onları kendi içlerinde birbirine düşürecek algı yöntemlerini geliştirmek zorundayız.

Özellikle İslam medeniyetinin ahlak ve değerler sistemine yönelik gerçekleştirilen algı suikastlarını iyi okumak zorundayız.  Sosyal medya, basın, sinema ve en önemlisi tv dizileri ile gerçekleştirilen algı savaşları çok ciddi bir yozlaştırmaya sebebiyet vermektedir. Gençliğimizin yaşam tarzı, aile ilişkilerimiz, farklı düşüncelere olan tahammülümüz, itikadımız, takvamız ve hoşgörümüzün nerelere saptığını idrak edebilirsek, nasıl bir algı tuzağında olduğumuzu temaşa edebileceğiz.

İslami mücadele, algı tuzaklarına karşı kendi medeniyet değerlerinden menkul yöntemler ile bir karşı duruş gerçekleştirebilirse, içinde bulunduğumuz zafiyet son bulacaktır inşallah. Asabiyetçi ve ötekileştirici olan tuzaklara karşı, Kur-an merkezli bir mücadele ile hakkaniyet merkeze alınabilinirse, kutsal olarak görülen değerlerin sıralaması doğru belirlenirse, doğru algı için doğru yola yolculuk başlayacaktır.

Allah’ın emirleri doğrultusunda ümmetin her ferdi ve kavmiyle birlik olma sorumluluğu var iken, parçalanmışlığı sahiplenmek büyük hesap gününde karşılıksız kalmayacaktır. Bu parçalanmışlığın, emperyal güçlerin algı tuzağı olduğunu idrak etmelerine rağmen, kutsayarak sahiplenenler Allah’ın hükmünü göz ardı etmemelidirler.

İslam düşmanlarının algı yöntemleri ile kendi gerçeklerini bizim hakikatimizmiş gibi göstermelerine, asabiyetçi ve yapay kutsallar ile rıza gösterenler, tuzağa kendi istekleri ile iştirak etmiş olanlardır. Nefislerine hoş geleni hakkaniyet gibi sunmak ve savunmak, İslami mücadeleyi İslam düşmanlarının istediği yola yolcu etmekten başka bir şey değildir. Anne ve babalarınız ve kendi nefslerinizin bile aleyhine olsa, yine de hak olanı söyleyin hükmü, bu algı tuzağını boşa düşürerek İslami mücadeleyi hak olan yolda güçlü kılacaktır.

İslam düşmanlarının algılamamızı istedikleri gerçeklere karşı basiret ve ferasetimizi diri tutmakla mükellefiz. Büyük yalanların içine bir avuç doğru, büyük doğruların içine bir avuç şeytani fitne yerleştirme tuzaklarına karşı uyanık olma mesuliyetindeyiz.

Mezhepler arası fitne, kavimler arası fitne, yapay sınırlar üzerinden fitne vb. birçok olgu üzerinden düşmanlarımızın istediği algıyı nefsimize hoş geldiği için benimseyebilmekteyiz. Bize ait olmayan bir öfke ile birbirimize düşman olmakta ve yine bize ait olmayan değerlere büyük bir muhabbet ile sarılabilmekteyiz. Kurgulanmış olan nice yapay gerçekliğe duygusal olarak bağlanarak kendimizi fedai olarak sunabilmekteyiz. İslami mücadelenin paydaşı olan her yapı ve birey, ümmet mefkûresi içerisindeki farklılıklara tahammül ve hakkaniyet ile yaklaşmakla mükelleftir. Merhametli ve adil olmakla emrolunduğumuzu zinde tutmak zorundayız.

Medeniyet algısı ile oynanmış olan bir toplum, başka bir uygarlığın istediği kalıpta çok çabuk şekil alır. Bizim için acı olanı itiraf etmek, belki de bu algı yönetimine karşı önemli bir adım olacaktır. Batı uygarlığı, İslam medeniyetine karşı kurmuş olduğu algı yönetiminde ciddi bir başarı elde etmiştir. Bunun ana nedeni bizim öz kaynaklarımızla aramıza koymuş olduğumuz mesafedir. Esas almamız gerekenleri yaşam yolculuğumuzda yedeğe bırakma zafiyetimizdir.

İstikbarın algı yönetiminde, hedefe götüren her yol mubahtır fikri merkezdedir. Bunun için sadece kendi artı değerini hesaplar ve tüm sistemini bunun üzerinden kurgular. Bu çerçevede değerlendirirsek, bilgiye sahip olan taraf, terazinin kefesini kendinden yana ağır bastıracaktır. Çağımız bilgi ve teknoloji çağı olduğundan, kim kendi gerçeklerini ihtiyaç olarak kitlelere sunabiliyorsa, kitlelere o yön veriyordur. Düşmanının silahıyla silahlan düsturu mücadele sahasında hak etmiş olduğu değer ile yüklenilmelidir.

Algı yönetiminde, iyi bir planlama için bilgi akışının doğru sağlanması, sahada kontrolü kolaylaştıracaktır. Çinli Sun Tzu “Mükemmellik yüz savaşın yüzünü de kazanmak değildir, asıl maharet düşmana hiç savaşmadan boyun eğdirmektir” sözü ile tam da anlamlandırılmıştır. Yönlendirme, caydırıcılık ve kabul ettirme, algı yönetiminin başat değerleri ise, bunlar için iyi ve nitelikli bilgi sahibi olmak gerekliliktir.

Çağın gelişmişlik düzeyine göre sahip olunan imkan ve doneler en etkili algı yöntemini belirler. İslami mücadele hareketleri bu araçları en iyi şekilde kullanabilme imkanlarını sonuna kadar zorlayabilmelidir. Sosyal medya, kamuoyu, sinema, basın vb. araçlar İslami çerçevede en iyi şekilde kullanılmalıdır.

Aile içi ve okul eğitimlerinde bu algı tuzaklarına karşı ciddi çalışmalar geliştirilmelidir. Okul müfredatları ve tv dizileri bu tuzaklara karşı “güzel ahlak” örnekleriyle güçlendirilmelidir. İslam medeniyet değerleri ve örnek şahsiyetler bu çalışmalarda en güçlü şekilde işlenmelidir. Toplumsal yönelişte yeniden öze dönmek için algı yönetimini doğru yönetmek zorundayız. Karşı algı operasyonlarının tahrip edici etkilerinden korunmak için algı yönetimini iyi planlayarak halkı iyi bilinçlendirmeliyiz.

Toplumsal olayları iyi analiz edersek, olayların sebep değil sonuç olduğunu göreceğiz. İstenilen sonucu elde etmek için, algı yönetimini doğru zemin üzerine inşa etmek gerekir. Özellikle son dönemlerde coğrafyamızda yaşanan kaosun ana nedenin önceden oluşturulmuş algı tuzakları olduğunu fark edeceğiz. Önceden kurulan yapay devletçikler, başa geçirilen zorba zalimler, kaos için önceden dillendirilen ayrıştırıcı algı doneleri, istihbarat örgütleri tarafından kurulan terör örgütleri ve ihtiyaç duyulduğunda bunların gitmesi gerektiği algısını zaruret olarak kabul ettirmeleri. Ve bu algı yönetimlerindeki katliamların asıl görülmesi gereken gerçekleri perdelemesi ne yazık ki görevini ifa etmektedir.

Ümmet coğrafyasının, yer altı ve yer üstü zenginliklerini ve medeniyet değerlerini talan eden çapulcu batı uygarlığı, algı yöntemleri ile kendini Müslüman topluma özgürlük umudu olarak kabul ettirebilmektedir. Kendi yarattığı kaosa karşı, kendini kurtarıcı olarak sunabilmektedir.

İslami mücadeleyi ve Müslümanları, bırakın dünyanın öbür insanlarına, ümmet coğrafyasındaki insanlara bile öcü olarak kabul ettirebilmektedirler. Kendi kurdukları İslam maskeli, batı kuklası örgütlerle, büyük algı operasyonları gerçekleştirmektedirler. Buna karşı, Allah’ın ipine toptan sarılma hükmü var iken, Müslümanlar ne kendi aralarındaki sorunları halletmekte ne de karşı bir hamle geliştirmektedirler. Bu sebeple de düşmanlarının yaratmak istediği algı yönetimine iradesizce katkı verenler olabilmektedirler.

İslam, dünyaya terör menşeli olarak kabul ettirilirken, batı uygarlığı tüm sistemini terör ve sömürgecilik üzerine kurgulamasına rağmen, algı yöntemleri ile kendini hümanist ve özgürlükçü olarak kabul ettirmiştir. Elbette, bunun böyle olmadığını bilen İslami mücadele hareketleri ve kişilikler vardır ama İslam dünyasının büyük bir kısmı halen bu algıya sahiptir. Bugün yaşadığımız acıların ve yıkımların asıl sebebi de halen bu algı ile yol alan büyük bir kitlenin varlığı değil midir?

Batı, oluşturmuş olduğu algı yönetimiyle kendi içindeki Müslümanları, ben terörist değilim eylemleri yapmaya zorlamıştır. Dünyanın her yerindeki Müslüman, İslam dinin terör ile bir arada olamayacağını anlatma mecburiyetine yönlendirilmiştir. Müslümanlar aciz ve batı uygarlığı hakkaniyet merkezi olarak gösterilerek algı yönetimini kendi istedikleri şekilde işletmişlerdir. Bizleri çok iyi çalışmış ve çok iyi analiz ederek nasıl yönlendireceklerini iyi belirlemişler. Şeytan, insanın zaaflarından faydalanarak günaha/yanlışa çeken algı yönlendiricisi değil midir?

Algı yönetimi hedeflenen amacı hedef kitleye kabul ettirmek için o kitleyi çok iyi tanımlamak zorundadır. İslami mücadele, İslam coğrafyasında bile bu kadar manipüle edilebiliniyorsa, demek ki adamlar bizi çok iyi çalışmışlar. Biz onlara karşı bir hamle gerçekleştireceksek, önce kendi sorunlarımıza adalet merkezli dokunmalıyız. İstikbar güçlerini en ince ayrıntılarına kadar tanımlayabilecek bilgi akışına sahip olmalıyız. Elbette, tuzak kuranlara karşı en iyi tuzak kuranın Âlemlerin Rabbi olduğuna iman etmişizdir. Bu iman ve mesuliyet ile en üst düzeyde gayretle mücadelemizi güçlendirmeliyiz.

Bu minvalde; İslami mücadelenin kendini çağın gerekleri ile donatması, algı yöntemlerini iyi analiz etmesi ve kendi algı yöntemlerini Kur-an ve Sünnet eksenli dizayn etmesi gerektiğini belirtmek gerekir. Tüm faktörlerin en etkili şekilde sürece dahil edilerek hayırlı bir dönüşüm ve gelişim sağlanması gerekir. Zaman tükettiğimiz bu an içerisinde, İslami büyük dönüşüme katkı sunan insanlar olmayı temenni ediyoruz. Batının ve Siyonizmin tüm algı tuzaklarına karşı Rabbimizden güç, irade ve zafer dua ediyoruz. Onlar kendi algı yönetimleri ile İslamsız bir dünya kurgulasınlar, bizlerde her şeyin sahibi olan Allah’u Teala’nın kelamıyla ve Resulünün pratiğiyle hedefimize yol yürümeye devam edeceğiz.   

  Asra yemin olsun ki,  İnsan mutlaka ziyandadır. Ancak iman edenler, salih amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır. (Vel asr suresi)  Sedakallahulazim.  

ÖZE DÖNÜŞ DERGİSİ SAYI 8

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Öze Dönüş | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : Van Öze Dönüş Der Tlf: 432 212 10 18 | Haber Scripti: CM Bilişim