• BIST 94.783
  • Altın 246,294
  • Dolar 5,9356
  • Euro 6,6209
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 20 °C
  • Van 11 °C

Direnişle Akamete Uğrayan Darbe Girişiminden, Yeniden Bir İnşaya Doğru

Alaaddin Bilmez

 

15 Temmuz Uluslararası Din kisveli, Asker eksenli, Teknokrat destekli başarısız darbe kalkışması üzerine çok şeyler söylendi, yazıldı ve çizildi. Öyle görünüyor ki bunlar daha epeyce bir süre devam da edecek.

 

Zira içinde yaşadığımız toplumun ekseriyeti tarafından karşı çıkılan bu girişim, aynı zamanda sivil gücün silah zoruna galebe çaldığı ender bir direnişi de simgelemektedir. Belki de bu direniş, halkların iradelerini, yönetimlerine doğrudan yansıtabilme cihetinde bir umut ışığı da olabilir. Zira farklı zaman ve mekânlarda tezahür eden benzer vakalarda, yitip giden nice cana rağmen önlenemeyen darbeler, uluslararası şer güçlerin hesap defterlerine yeni sayfalar eklemiştir.  

Bu menfur darbe girişimden çıkarılacak birçok dersin olduğuna, darbecilerin başarısızlığı ve direnişçilerin başarısı üzerinde etraflıca düşünmemiz gerektiğine inanmaktayım. Zira bu girişim ne ilktir. Ne de son olacaktır. Aynı zamanda bu girişimin aktörlerinin kullandığı yol ve yöntemler de her zaman ve zeminde var olmaya devam edecektir. Tonları ayrı, kılıkları farklı… Ama gayeleri aynı, gayretleri daim olacaktır.

Farklılıklarıyla bir arada, adalet ve barış temelli bir yaşam, herkes ve kesim için kaçınılmaz bir gereklilik olarak kendini dayatmıştır bu çağda. Dolayısıyla içinde bulunduğumuz toplumda birlikte yaşamı daha adil ve daha huzurlu kılacak girişimlerin desteklenmesi, bunun aksine hizmet eden oluşumlara da karşı çıkılması, var olan güç nispetince zarurettir.

Darbe girişimcilerinin görünür askeri donanımları, planlamaları, yerel ve evrensel işbirlikleri küçümsenemez. Başarısızlıklarına bir neden olarak değerlendirilemez. Benzerleriyle kıyaslandığında daha kapsamlı bir girişim olarak da değerlendirilebilir. Hal böyle olunca bu girişimi akamete uğratan sebepleri, özelde ise halkın tepkisini, direnişini, cesaretini ciddiye almak ve etraflıca değerlendirmek gerekir.

Bu darbe girişiminin görünen ve basit neticelerinden biri odur ki, davasına sadakatle inanmış kitleler, cesur liderler tarafından yönlendirildiğinde mücadelelerinin başarıyla taçlanması mümkündür, yüksek ihtimallidir. Mahiyeti ne olursa olsun, kalplere sadakatle nakşedilmiş bir dava bilincinin oluşması ancak zamanla ve sabırla mümkündür. Günü birlik hesaplar, gönüllere hitap etmez ve gönüllerde yer etmez. İnsanın gündelik hayatına bir deva ve aynı zamanda ruhuna kanat hükmünde olmalıdır bir dava.

Tavanı ve tabanı arasında gaye, yol, yöntem farklılığı olan oluşumların/davaların nihai amaçlarına erişmesi zordur, mümkün değildir. Her bir dava erinin zihninde farklı ise gelecek güne dair beklenti, o günü bir arada görmeleri imkânsızdır. Dolayısıyla bir olmalı gaye. Zihinler bir çalışmalı, kalpler tek atmalıdır.

Darbeyi ve darbeye teşebbüs edenleri, Din kisveli, Asker eksenli, Teknokrat destekli olarak tanımlarken aslında geleceğin inşasına dönük bazı önemli hususlarda da ipuçları vermiş olduk. Ki bu hususlar birlikte yaşamın (yeniden) inşasında, üzerinde titizlikle durulması ve dikkat edilmesi gereken hususlardır. Zira genelde tüm insanlar ve özelde içinde yaşadığımız toplum, bu meselelerde hassas ve yanlışa yönelmeye/yönlendirilmeye çok müsait durumdadır.

İnanç insanın en hassas yönü ve iç dünyasına en kolay giriş kapısıdır. Dolayısıyla bu sahasında oynanan oyunlar, en basit yoludur insana gitmenin. Sözde dini referanslarla gelen, ancak dünyevi menfaatleri uğruna kullanmayı gaye edinenlere karşı feraset ve basiret sahibi olmalıdır insan. Zira mal, makam ve benzeri menfaatler uğruna, dini motiflerle bezenmiş batıl inanışları pazarlayan din tacirleri her daim var olmuş ve olacaklardır. Bunlar her zaman kendilerini merkez olarak görürler. Doğru onlar için tektir ve o da onların tekelindedir. Onların haricinde hiçbir doğru yol yoktur. Olamaz, olmamalıdır. Olanlar da yok edilmelidir. İnanışları gibi, görünüş, davranış ve konuşmaları da sahte olduğundan, bu türden tacirlere ve simsarlara karşı uyanık olunmalıdır.

Birey olarak her birimiz için önemli olduğu kadar, idari manada yükümlülük sahiplerinin de hem bu hem de aşağıdaki hususlara riayet etmeleri şarttır/zarurettir/mesuliyettir.

Değerlerin müdafaası silahlarla yapılabilir, gerektiğinde yapılmalıdır da. Ancak muhafazaları silah ile mümkün değildir.

Sözlerin hayat bulması, düşüncelerin konuşması, kalplerin buluşması, güçle ve silahların gölgesinde mümkün değildir. Gücün haksız ve adaletsiz kullanıldığı zamanlarda ve silahların olduğu mekânlarda korku vardır. Samimiyet yoktur. İkiyüzlülük, riyakârlık vardır. Kin ve nefret vardır. Akli melekeler eylemsizdir. Bunların yerine hamasi duygular devrededir. Gücün sesi, sözün nefesine kesmiştir. Bu sebeple toplumun yeniden inşasında silahların gölgesinden ziyade sözün aydınlığı tercih edilmelidir.

Bu minvalde toplum olarak yeniden sözleşmeli, akdimizi yenilemeliyiz. Birlikte ama adilce bir yaşamı inşa edecek, onu yaşatacak bir düzen tesis etmeliyiz. Eğer bunu yapmazsak yine birileri, başka birileri tarafından, daha iyi bir yaşam adına darbelere kalkışacaktır.

 

ÖZE DÖNÜŞ DERGİSİ SAYI 7

               
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Öze Dönüş | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : Van Öze Dönüş Der Tlf: 432 212 10 18 | Haber Scripti: CM Bilişim