• BIST 103.072
  • Altın 272,126
  • Dolar 5,6668
  • Euro 6,2796
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 24 °C
  • Van 22 °C

Algı Yönetimi ve Manipülasyon Aracı Olarak Sosyal Medya*

Alaaddin Bilmez

 

İnsan ile vücut bulan Doğru-Yanlış, İyi-Kötü, Gerçek-Sahte vb. kavramların olgusal varlığı ve kutupsal olarak mücadeleleri insanlık tarihi ile eşdeğerdir. Bu kutuplar üzerine kurgulanan yayma ve yaşatma yolları, savunma ve saldırı yöntemleri, egemenlik kurma ve koruma stratejileri, bunlara mukabil olarak gelişen mukavemet teknikleri ve varoluş çabaları zaman ve mekânlara bağlı olarak şekilsel farklılıklar gösterse de temel dinamikleri neredeyse hiç değişmez, değişmemiştir.

Hiçbir zaman ve zeminde her hangi bir erk, ben yanlışı savunuyorum demez, dememiştir. Herkes ve her kesimden insan kendini gerçek, doğru ve iyinin tarafı olarak görür. Tıpkı karşısındakini sahte, yanlış ve kötünün tarafı olarak gördüğü gibi. İnsanlar içgüdüsel olarak doğru, iyi ve gerçeğin yayılması, yaşatılması ve egemen kılınmasını ister. Mezkûr içgüdüsel arzu fıtri bir özelliktir insanlarda.

İçinde yaşadığımız âlemin doğal bir dinamizmi vardır. Her şey, her an hareket halindedir. Bilinçsizce ama belirli bir nizam dâhilinde hareket eden tüm varlıklardan ziyade, bilinçle hareket edebilen yegâne varlık insandır. Bilinç ile insandan sadr olan bu hareketler, ödül ve ceza karşılığı olan amel olarak adlandırılır, hayatın ölüm ile sonlanmayacağını inananlar açısından.

Birey, aile, cemaat, devlet, ırk, düşünce, din vb. dinamikler ile bir araya gelen, örgütlenen insanlar, siyasi, askeri, sosyolojik, psikolojik faaliyet alanlarında, savunma, saldırı, yaşatma ve yayılmaya yönelik teknik ve taktikler ile âlemdeki varlıklarını idame ederler.

Müslüman olarak ise temel birleştirici dinamiğimiz, çatımız, harcımız İslam dini ve onun Kur-an ile belirlenmiş esaslarıdır. Dolayısıyla bu esaslara mugayir olan, bizler için kötü, yanlış, sahte ve batıldır.

Müslümanlar olarak çağımıza, vazifedar olduğumuz cihette hükmedemiyoruz maalesef. İnandığımız değerler ile dünyada bir denge unsuru olamıyoruz. Bunun elbette ki sebepleri çoktur. Ancak bu sebeplerden yalnızca bir tanesinin üzerinde, gücümüz mahiyetinde birkaç söz söylemeye çalışacağız inşallah.

Bu husus, gayri nizami harp taktik ve tekniği olarak, sosyal medya platformları üzerinden yürütülen psikolojik savaş ve bu savaşta bir unsur, bir mağdur olarak rol ve figüranlığımıza dair olacaktır.

Psikolojik savaşın birçok yolu, yöntemi vardır. Bugün için şiddetli bir şekilde maruz kaldığımız sosyal medya platformları ile yürütüleni, en tehlikeli olanlarından birisidir şüphesiz. İnsanlara gitmenin, ulaşmanın, onlara yön vermenin en etkili ve basit yolu artık sosyal medya platformlarının etkin kullanımından geçmektedir. Aynı anda binlere, yüzbinlere ulaşabilmek, onlara istenilen mesajı iletmek veya mevcut bir vakıanın nasıl anlaşılması ve yorumlanması gerektiğine dair bir paylaşım yapmak yeterli olabilmektedir. Zira multi fonksiyonel telefonları ile dokunma mesafesinde, yan yana duran insanlar, sadece telefonlarına dokunmakta, hissiyatlarını ve fikriyatlarını sosyal medya aracılığı ile bir birlerine iletmektedirler. Geçmişi belirsiz, salt ama saf olmayan bilgilerin tek kaynağı olarak internet kullanılmakta. Muhabbetlerin konusu, anlık sorgulamalarla edinilen bilgiler veya kaynağı belirsiz paylaşımlar olmaktadır. Sosyal medya aracılığı ile yapılan fikir paylaşımları, anket katılımları, eylem destekleri, beğeniler, nefret ve sevgi yorumları artık varoluş gayesi ve Müslümanlığın gereği olarak yeterli görülmektedir.

Elbette ki hızlı ve kolay bir iletişim aracı olarak internet ve sosyal medya platformları çok faydalı amaçlar için de kullanılıyor, kullanılabilir. İçinde bulunduğumuz zamanın bir gereği ve gerçeğidir bu. Ancak sudan önce şarj, yemekten önce wi-fi’ye ihtiyaç hissettiren, suiistimale, manipülasyona açık, birçok zararı da bünyesinde barındırmaktadır. İşte bu zararlı etkilerinin de farkında olmalı, misyon sahibi bir Müslüman olarak bilinçlice bu internet platformlarını kullanmalıyız.

Şunu bilmeli ve hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamalıyız ki, muktedirlerin hizmetine amade algı yöneticilerinin ve manipülatörlerin temel hedefi, insanın işitme, görme vb. algıları ile gerçeğin arasına konumlanıp, var olanı değil, gösterileni görmesini, duymasını ve düşünmeden karar vermesini sağlamaktır. Düşünebilme kabiliyeti kontrol altına alınan insanlar seçip almazlar, gördüklerini algılamazlar, farklı olanı duymazlar.

Bu amaçla, devletler ve onların istihbarat teşkilatları, çeşitli dinlere mensup topluluklar ve cemaatler, sivil toplum kuruluşları vb. organizasyonlar, insanların en hassas oldukları aile, din, devlet, millet vb. olgulardan seçmece ve güncel motiflerle hazırlanmış çeşitli yazı, video ve fotoğraflarla gündem belirleme, algı yönetme, fikri karmaşalar oluşturma, güven bunalımları yaratma vb. hususlarda uzman binlerce kişiyi istihdam etmektedirler. Bu uzmanlar nam-ı hesabına çalıştıkları patronları için, o an ve duruma uygun olarak gerçekleri çarpıtır, yalan ve yanlış haberler üretirler. Gerçek olarak bilinen ve güvenilen metinlere, kaynaklara ustaca montajlar yaparak fark ettirmeden zihinsel sapmalar oluştururlar. Hatta düşünce sahiplerinin gerçeği bulmaması, gerçeğe ulaşmaması için, doğru ama faydasız bilgilerle zihinleri meşgul ve işgal ederler.

Hâsılı kelam, elimize her telefonu aldığımızda veya bilgisayarı her açtığımızda şunu bilmeli ve unutmamalıyız ki, okuduğumuz, gördüğümüz veya duyduğumuzun gerçek olma ihtimali kadar, yalan, yanlış ve uydurma olma ihtimali de vardır.

Bugün bize haberleri çoğu zaman insanlar getirmemektedir. Dolayısıyla Rabbimizin bize Hucurat Suresinin 6. Ayeti ile verdiği, emir buyurduğu ilkeyi her türlü haber kaynağına ulaşırken aklımızdan çıkarmamalı ve ona uygun olarak hareket etmeliyiz.

“Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın” Hucurat 6.

ÖZE DÖNÜŞ DERGİSİ SAYI 8

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Öze Dönüş | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : Van Öze Dönüş Der Tlf: 432 212 10 18 | Haber Scripti: CM Bilişim