• BIST 94.783
  • Altın 246,294
  • Dolar 5,9356
  • Euro 6,6209
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 20 °C
  • Van 11 °C

Kur'an'da Kadın

Mehmet Şah Biten

Bu yazıyı yazmama sebebiyet veren, İnsan Hakları Derneği’nin derlediği verilere göre Türkiye’de her 4 saatte 1 kadın tecavüze uğruyor veya erkek şiddetine maruz kalıyor. 2014 ‘Kadına Yönelik Hak İhlalleri’ raporuna göre geçtiğimiz yıl 575 kadın, erkek şiddetine maruz kaldı.

Şu güzel yaratılmış dünyanın, içerisinde sürdüğümüz vahşi hayat, hepinizin de şahit olduğu gibi korkunç bir şekilde bayağılaşma sürecine girmiştir. 

İnsanlar, İslam dininin getirmiş olduğu o güzel ahlaki değerleri beğenmemiş, bunun yerine; temelinde zulüm yatan, insanların uyduruğu kanunları tercih etmişlerdir. Ve neticede ahlaki bozukluk, bayağılaşma, her türlü rezalet ve utanmazlık, sınır tanımayan oyun ve eğlenceler, danslar, müstehcen müzikler, meyhaneler vb. eğlence(!) merkezleri insanları asıl amacından uzaklaştırmış, erkek ile kadın arasındaki olması gereken ilişki düzeyini bayağılaştırmıştır. Kadın ticareti başını almış yürümüş, modern dünyanın önemli rant sektörleri arasında yerini almıştır. Bu sektör görünürde hukuken yasak görünüyor olsa da farklı şekillerde meşrulaştırıcı birçok amil ile desteklenmektedir. Ve şu an insanlığın önemli bir kesimi, şehevi arzu ve isteklerinin esiri olmuş, Allah’ın kendilerini yarattığı o tertemiz fıtrattan bütünüyle uzaklaşmışlardır. 

Kadını,”haklarının elinden alındığı  “ …. ve …. “ tarih boyunca geri plana itildiği “ yaklaşımıyla kandırmışlar ve “ kendisini hürriyete kavuşturma ve layık olduğu mevki ye ulaştırma “ sloganıyla da onu rezil ve rüsvay bir konuma düşürmüşlerdir…. İşte kadına en büyük ihanet bu yolla yapılmıştır. 
Maalesef  kadın, bu sloganik, aslı astarı olmayan sözlere aldanmış ve kendisine sunulan bir çok değeri , - bilmeden anlamadan - elinin tersiyle bir kenara itmiştir…. Halbuki tanımadığı ve hakkında bilgisi olmadığı İslam, kendisine çok değer vermiş ve yine kendisine çok güzel haklar tanımıştır. 

İslam, kadın erkek arasında adalet anlamında eşitlikle gelmiştir. Kadını saygın bir yere oturtmuş ve onun şanını yüceltmiştir. Onu, hakkı olan her şeye eksiksiz ulaştırmıştır. Gücü, yetenekleri ve yapısına uyan alanlarda ona yetkiler vermiştir. . Kadın ve erkek bir bütünün (nefsin) çiftleştirerek yaratılmış iki parçasıdır. Bu bakımdan insanlık hak ve değerleri açısından birbirlerine eşittirler. Yüce Yaratıcılarına karşı kul olmanın bütün sorumluluklarını (sevap ve günahları) ayni yükümlülükle paylaşırlar. İnsanlar doğuştan Cenâb-ı Allah'a değer olarak ayni mesafededir. Ancak yaptığı işler neticesinde değeri artar veya eksilir. Allah katında kadın veya erkek olsun en değerli insan, hangi cinsten olursa olsun ancak takva sıfatlarına sahip olandır. Ne kadın erkeğin hakimiyeti için yaratılmış ve ne de erkek kadının hakimiyeti için var edilmiştir. Onlar, sosyal hayatta birbirlerini tamamlamak için görevlendirilmişlerdir. Her iki cinsinde, yaratılıştan kaynaklanan farklılıkları ve üstünlükleri vardır. Bu farklılıklar, hukuk açısından birinin diğerine hükmetmesi demek değildir. 

Kur’an’ın indiği coğrafyada kadınların durumu çok kötüydü. Alınıp satılıyorlar, bırakın mirastan pay almayı kendilerine mirasçı olunuyordu. Boşanmış bir kadının üzerine paltosunu (gömleğini, entarisini, şalvarını) atan erkek onu "kapatmış" sayıyordu. Bırakın şahitliği, evlenirken de boşanırken de onlara bir şey sormak zül addediliyordu. Onlarla evlenmenin ve boşanmanın sınırı yoktu.

Mekke'deki 7-8 büyük tefeci bezirgan (Kâbe çetesi) şehrin kaderine el koymuştu. Kâbe'nin arka sokaklarında lüks genelevleri işletiyorlardı. Gariban Mekkelilere faizle borç veriyorlar, ödeyemeyenin karısına kızına el koyuyorlardı. Onları açtıkları gayet lüks döşenmiş fuhuş evlerinde Yemen'den, Habeş'ten, Mısır'dan, İran'dan vs. gelen zengin tüccarlara sunuyorlardı. Kimi Mekkeliler de ileride bunların eline düşmesin diye çocuğu kız olunca diri-diri toprağa gömüyordu. Bu şekilde Mekke'de insanlık dışı, vahşi bir düzen/iktidar (Yeda Ebi Leheb) vardı ve büyük bir dram yaşanıyordu.

Mekke'nin sokaklarında “Ebi Leheb'in iki eli kurusun” (Kahrolsun Ebi Leheb iktidarı, kahrolsun!) sesleri yankılanmaya başlayınca, “Bu kız çocukları hangi suçtan dolayı öldürüldü?” diye bir soru ortaya atılınca, bu dramı yaşayanlar, bu düzenin mağdurları bir anda bu sese doğru koştular. Bu sesi yükselten Hz. Muhammed'in (s. a.v) etrafını sardılar. Kılıçlarını çekip arkasında saf bağladılar. Etrafında toplananların daha çok gençler, kabilesizler, yolu kesilmişler (ibnu's-sebil), tefeci bezirgânlara borçlandırılmışlar, köleler, kadınlar, kızlar vs. olması bu nedenden dolayıydı.

Aynı düzenin bir benzeri Medine'de de vardı. Münafıkların başı İbn-i Selül'ün bir cariye pazarı vardı. Buradan kazandıkları paralarla müşriklere malî destek sağlamaktaydı. Medine'ye gelen yoksul muhacirler bir ara buna özenince şiddetle eleştirildiler. Öyle ki kadınları fuhşa zorlayanlar hem sert bir şekilde eleştirildi hem de fuhuş mağdurlarına sahip çıkıldı. Evet, yanlış duymadınız, Kuran istemediği halde zorla fuhşa zorlanan, Mekke ve Medine'nin bugünkü tabirle "fuhuş mafyasının" elinde kıvranan kadınlara bile sahip çıktı!

"Dünya hayatının geçici zenginliğini kazanacaksınız diye, sakın namusuyla yaşamak istediği halde elinize düşmüş esir kadınları fuhuş yapmaya zorlamayın. Her kim onları fuhuş yapmaya zorlarsa Allah, kendilerine zorla yaptırılan bu işten dolayı onları bağışlayacak, sevgi ve merhametine alacaktır; bundan hiç şüpheniz olmasın" (Nur; 24/33).

Kadınların son derece kötü durumlarını düzeltmek için işe buralardan giren Kuran, evlenme, boşanma, miras vs. konularında da büyük reformlar yaptı. Doğrusu Kur’an ayetlerinin inişi sona erdiğinde, yani yirmi üç yılın sonunda bu işten tabiri caizse en kârlı çıkan kadınlardan başkası değildi. Çünkü Kuran'daki kadınla ilgili ayetler onlara ya bir hak veriyor, ya da koruma ve kollama amaçlı hükümler ihtiva ediyordu.

KURAN’IN DİNİNDE KADIN  UYDURULAN DİNDE KADIN

Günümüzde geleneksel (su anda yasadığımız) İslam'daki Kadınlarla ilgili kurallar, Kuran'ın değil, geçmiş toplumların, özellikle de Arapların kadına bakısını dinselleştiren kurallardır... Peygamberimizden sonra gelen topluluklar kadını köleleştirmek, sosyal hayattan soyutlayabilmek ve kendi çıkarlarına göre kullanabilmek için bir dizi kurallar uydurmuşlar ve bunları günümüze kadar da din diye yamamışlardır... 

Geleneksel İslam’ın en çok ilaveler yaptığı konular kadınlarla ilgili olanlardır. Kadını köleden beter yapan, kadının erkek egemen toplumda sadece ev işinde ve cinsellikte kullanılmasını, hiçbir alanda kadına hak tanınmamasını savunan izahlar, toplum nezdinde kabul görsünler diye uydurma hadislere ve mezhep izahlarına dayandırılmış ve bu bakış açısı topluma din diye yutturulmaya çalışılmıştır. Uydurma hadislerle kadının erkeğe her konuda itaati farzlaştırılmış ve bir ibadet gibi sunulmuştur.

Eğer bir kimsenin bir kimseye secde etmesini emretseydim, erkeklerin kadınlar üzerinde olan haklarından dolayı kadınların erkeklere secde etmelerini emrederdim.

Tirmizi, Rada, 10/1159; Ebu Davud, Nikah 40/2140 Ahmed b. Hanbel, Müsned VI, 76; İbn Mace, Nikah 4/1852

Kocanın vücudu irin ile kaplı dahi olsa ve karısı onu yalayarak temizlese yine de kocasının hakkını ödemiş olmaz. Kadınların dinleri ve akılları eksiktir. (Sahih-i Buhari)

Kadınlar arasında iyi kadın yüz tane karga arasında alaca bir karga gibidir. (Sahihi Buhari)

Kadin sekiz sifatlidir:

Giyim kusam hevesinden maymun 
Fakir düsmeye razi olmadigindan kufuryok 
Kocasina ve diger insanlara kibrinden yilan 
Gece gündüz koguculuk yaptigindan akrep 
Evden esya sattigindan fare 
Erkeklere hile kurdugundan tilki 
Kocasina itaat ettiginden dolayi koyun
(Gazali, Ihya)

Bu izahlardan sonra da en makbul kadının koyun cinsi olduğu açıklanır.

Her türlü özgürlüğü elinden alınan kadının, Allah'ın farz kıldığı hacca bile tek basına gitme özgürlüğü yoktur. Kadının 90 em'den uzağa, yanında namahrem biri olmadan gitmesi haram ilan edilir. Kadının camiye gidip namaz kılması da, camiye gitmek için kadınların evden çıkması gerektiği için engellenmeye çalışılmış ve bununla ilgili de hadisler uydurulmuştur. Bunlara göre kadının evde namaz kılması, camide namaz kılmasından daha sevaptır. 

Kadınlarla ilgili Kuran’da geçmeyen uydurma izahlara değindikten sonra, yine bu uydurmaların etkisiyle yanlış değerlendirilen Kuran’daki bazı meselelere değinelim.

Kadını potansiyel günahkâr ve suçlu sayan zihniyetin, kadın için öngördüğü bu yasağı dine dayandırmaya çalışması ise büyük bir talihsizliktir. Ekletmeyen, bidat ve hurafeleri ya din edinen ya da edinenleri körü körüne taklit eden bu zih­niyetin, İslam adına böyle bir iddiada bulunması gerçekte bir şey ifade etmeyip, tamamen kuruntuya dayanmaktadır. Ve İslam'a iftiradan başka bir şey değildir.

Kur'an, kadının konumu ve özelliğinin apaçık bir şekilde belirtilmiş olması, kadının 'insan' olarak yaratıldığı gerçeği, haram ve günahların 'cinsiyet' farklılıklarına göre değil, 'insan'a mahsus olduğu ve bu konuda cinsiyet ayrımı yapmanın mümkün olmadığı kesin olarak ortaya konmuş olmasına rağmen cahili zihniyet mensupları kadın için özel haramlar ve günahlar icat etmişlerdir. Oysa ki haram ve günahın muhatabı 'insan'dır. Rabbimiz bu konuda cinsiyet ayrımı yapmamıştır. Yani, kadına haram ve günah olan bir şey erkeğe de haram ve günahtır. Bundan şu sonuç çıkar; eğer kadının sesi haramsa erkeğin sesi de haramdır.'Eğer erkeğin sesi haram değilse, kadının sesi de haram değildir.

 Gerek kişisel, gerek toplumsal ihtiyaçlarda kadın ve erkek sürekli ilişki içinde olmak zorundadırlar.

Mümin erkeklerle mümin kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. (Kuran, 9:71) der... 

 

Hz. Aişe'nin, kadın erkek herkesin sorunlarını çözmek ve İslami konularda bilgi edinmek için sık-sık başvurdukları bir şahsiyet olduğunu biliyoruz. İslam'ı tebliğ etmede kadının da mükellef kılındığı bir gerçektir. Gerek Peygamber Efendimiz'in eşleri, gerek diğer İslam kadınları hemen-hemen toplumun her kesiminde (savaş, ticaret, davet ve diğer konularda) aktif rol oynamışlardır. İslam’ın dikkat çektiği olay herhangi bir cinsin şahsiyetini değil de cinsiyetini öne çıkartmamasıdır.

Allah Kuran'ın "Eğer hak, onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olsaydı hiç tartışmasız, gökler, yer ve bunların içinde olan herkes (ve her şey) bozulmaya uğrardı. Hayır, Biz onlara kendi şan ve şeref(zikir)'lerini getirmiş bulunuyoruz, fakat onlar kendi zikirlerinden yüz çeviriyorlar." (Müminun Suresi, 71

ayeti ile bu önemli gerçeğe dikkat çekmiştir. İnsanlar yaşamlarını kendi belirledikleri doğrular ve yanlışlar üzerine kurdukları zaman, sonuç mutlaka hüsran olacaktır. Yeryüzündeki her şey ve tüm insanlar bozulmaya uğrayacaktır.

Allah Kuran ile insanlara en rahat, en huzurlu ve en güzel şekilde yaşayabilecekleri sistemi sunmuştur. İnsanlara hayır ve kazanç sağlayacak, onları doğru yola iletecek olan yegane yol, Allah'ın yoludur. Allah, Kuran ile insanlara 'şan ve şereflerinin getirildiğini' bildirmektedir. İslam ahlakına uyan, Allah'ın Kuran'da bildirdiği yolu izleyen insanlar her konuda refaha ulaşırlar.

Yemin olsun, size bir Kitap gönderdik ki, öğüt ve uyarınız/zikriniz/şerefiniz yalnız ondadır. Hâlâ aklınızı çalıştırmayacak mısınız?(enblya 10)

Kadınların maruz kaldıkları tüm sıkıntıların tek çözümü de yine Kuran'dadır. Allah'ın insanlar için bir hidayet rehberi olarak indirdiği İslam dini kadına büyük değer verir. Allah Kuran'ın pek çok ayeti ile kadını ve kadın haklarını koruma altına almış, cahiliye toplumlarında kadınlara yönelik olarak hakim olan yanlış bakış açısını ortadan kaldırmış, kadına toplum içerisinde saygın bir yer kazandırmıştır. Rabbimiz Kuran ayetleriyle insanlara Allah Katında üstünlük ölçüsünün cinsiyet değil, Allah korkusu, iman, güzel ahlak, ihlas ve takva olduğunu bildirmiştir.

Onlar hala cahiliye hükmünü mü arıyorlar? Kesin bilgiyle inanan bir topluluk için hükmü, Allah'tan daha güzel olan kimdir? (Maide Suresi, 50)

Allah kadınların toplum içerisinde korunup kollanmaları, hak ettikleri saygı ve sevgiyi görmeleri için toplumsal alanda alınması gereken tedbirleri Kuran ayetleri ile bizlere bildirmiştir. Alınan tüm bu tedbirler, kadınların lehinedir ve onların zarara uğramalarını, ezilip yıpratılmalarını önleme amacını taşımaktadır. Allah insanlara Kuran ile en doğru yolu göstermiş ve cahiliye inançlarını taşıyan insanların yanlış uygulamalarını ortadan kaldırmıştır.

KUR'AN'DA KADINA VERİLEN ÖNEM

1-Allah Katında Tek Üstünlük Ölçüsü Takvadır: (49/13, 4/32)

2-İslam Ahlakında Kadın ve Erkek Eşittir:(3/195,16/97)

3-Kuran'da Kadın ve Erkeğe Hitap Aynıdır:(4/124,40/40)

4-Anneye verilen değer:(29/8,46/15)

5-Evlilik Hayatında Kadına Verilen Değer:(2/187,30/21)

6-Kuran'da Kadınların Koruma Altına Alınması:(17/82)

7-Kadınlardan, Gönülleri Alınarak ve Hoşnut Bırakılarak Boşanılması: (2/231,33/49) 

8-Kadınların, Boşandıktan Sonra Maddi Olarak Güvence Altına Alınması: (2/236- 241)

9-Kadına Verilen Malların Boşandıktan Sonra Geri Alınmaması: (4/20-21,2/229) 

10-Boşandıktan Sonra Kadınların Barınmalarının Sağlanması: (65/6) 

11-Kadına Zorla Mirasçı Olunmaması:(4/19)

12-Yetim Kadınların Haklarının Korunma Altına Alınması:(4/127)

KUR'AN ÖLÇÜLERDE 

1. Erkek ve Hanım şahsiyetlerin kendi kendilerini kontrol etmeleri (Sorumluluk Bilinci/Takva Elbisesi)  7/26

2. Erkek ve Hanım şahsiyetlerin fiziksel görünüm açısından toplumda cinsel kimliklerini ön plana çıkartmamaları Kur’an’a göre giyinmeleri farzdır. (Tesettür) 24/31

3. Erkek ve Hanım şahsiyetlerin karşı cinslerini tahrik edici ya da etkileyici tarzda hareket etmemeleri, seslerini yürüyüşlerini ya da yüz mimiklerini bir etkileme aracı olarak kullanmamaları vurgulanmaktadır..

4. Beraber bir evlilik hayatı düşünen erkek ve hanım şahsiyetlerin bu ilişkilerini mutlaka toplum önünde belirli tanımlamalarla (söz, nişan, nikah) belli etmeleri gerekmektedir. 

5. Müminler cins ayrımı gözetmeksizin birbirlerinin velisidirler. İslami mücadelenin yoldaşları ortak mücadele zeminlerinde ortak çalışmalarını ve üretimlerini paylaşmalıdırlar.(9/71)

6. Evlerdeki haremlik selamlık uygulamaları ev halkının rahat hareket etmeleri bakımından kolaylık sağlamakla beraber bazen abartılarak bir dengesizliğe de sebep olabilmektedir. Oysa Kur’an bizlere güvendiğimiz, beraber hareket ettiğimiz mümin kardeşlerimizle istediğimiz şekilde ev halkımızın dengeli bir ilişki kurması gerektiğini belirtmektedir. (24/61)

7. Kadının bizzat sesi haram olmayıp hem erkek hem kadının tahrik edici hareketleri haram kılınmıştır. Müslüman kadınların selam vermelerini ve almalarını bile yasaklayan geleneksel kalıplar aşılmalıdır. 

8. Evlilik için “ciddi niyetleri olan” çiftlerin birbirlerini halvette kalmaksızın tanımaları gereklidir. Bir hayat boyu beraberlik sürecek insanların bunu enine boyuna tartışmaları, istişare etmeleri peygamber dönemindeki uygulamalar da görülmektedir.

9. Mümin kadınlar iş hayatında Takva elbiseleriyle tesettürlerini bütünleştirerek yer alabilirler.

10. Mümin kadınlar mescitte erkeklerle beraber bulunabilir ilmi tartışmalara bizzat müdahil olabilirler. Bu olgu da asrı saadette bizzat yaşanmıştır.

11. Mümin kadınlar Ümmetin istişaresi sonucu devlet başkanı ve hakim seçilebilirler. Sebe' hükümdarı Belkıs’ın Kur’an’da olumsuzlanmaması bu konuda bir serbestliğin olduğunu göstermektedir. Hz. Aişe’nin savaşa komuta etmesi de bir örnekliktir.(27/23)

İnsanlığın kitabı budur:

Kanaatimce Kur’an yirmi üç yılda nazil olmasına rağmen, en fazla yüz yıla yayılan bir dönüşüm öngörüyordu. Bütün bu reformların yüz yıl içinde bitirilmesi ve insanlıkta devasa bir sıçrama yapılması gerekiyordu. Müslümanlar öncülüğünde ve Kur’an’ın devrimci hamleleri ışığında büyük bir insanlık sıçraması planlanmıştı. Fakat Peygamberimizin ölümünden hemen sonra iç savaşlar başladı, İslam alemi bu savaş ve çekişmelerle ve de Bizans ile Sasani gelenek ve göreneklerine kendilerine kaptırarak bu hamleyi içeriden akamete uğrattılar. Rüzgar kısa sürede kesildi. Kur’an’ın insanlık rüyası gerçekleşemedi, yarım kaldı. Bu rüyanın peşine düşecek yeniden inşacılara bu nedenle şiddetle ihtiyaç var…

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Öze Dönüş | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : Van Öze Dönüş Der Tlf: 432 212 10 18 | Haber Scripti: CM Bilişim