Çok aktif bir siyasal süreçteyiz. Gerek kendi topraklarımızda yaşanan gelişmeler gerekse Ortadoğu genelindeki sıcak atmosfer bizi de etkiliyor.
Belki çoğu zaman gündemimizi meşgul eden ve ideallerimizi süsleyen; etkili ve adil bir aktörün, etken bir yapının-organizasyonun, insanların özgürlüğü ve refahı için çaba gösteren bir hareketin olması mevzuu ile buna gebe bir toplumun bireyleri hakkında bir şeyler karalamak istedim.
“Yeryüzünde sizi halifeler kılan O’dur!…”
Göklerin, yerin ve dağların yüklenemediği emaneti yüklenmiş olan bir halife; insan. Bu halife ki Allah ona kendi ruhundan üflemiş, bilmiyorum başka söze ihtiyaç var mı? O halife ki arşa istiva etmiş olan Rahman hiçbir yere sığmaz ama onun kalbine sığar!
Allah halifesine buyuruyor: “Allah’a çağıran, salih amelde bulunan ve: ‘Gerçekten ben müslümanlardanım’ diyenden daha güzel sözlü kimdir?”
Bu halife (kutlu elçi) ve onun (kutlu) toplumu için bunlardan daha güzel ne olabilir?
Allah’a çağırmak,
Salih amelde bulunmak,
Gerçekten ben Müslümanlardanım, gerçek Müslümanlardanım demek…
Onlar ki iman ederler Allah’a, hakkı tavsiye ederler, sabrı tavsiye ederler ve böylece hüsranda olmazlar.
Ve onların misyonudur aslında şu ayet: “Siz, insanlar için çıkarılmış hayırlı bir topluluksunuz; maruf (iyi ve İslam’a uygun) olanı emreder, münker olandan sakındırır ve Allah’a iman edersiniz…” (3-110)
Kendini insanlığa adamıştır kutlu toplum, varlık sebebi budur. Toplumun en çok ihtiyaç duyduğu şey olan adanmış, kendini feda etmiş, kurban etmiş ama aslında kendilerine kurban hediye edilecek İbrahim’ler, İsmail’ler topluluğu.
Nübüvvet müessesesi gibi “insanlığa hayat verecek şeylere çağıran”, dirilten, yücelten ve yaşatan;
“Kim bir nefsi, bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık olmaksızın (haksız yere) öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu (öldürülmesine engel olarak) diriltirse, bütün insanları diriltmiş gibi olur…”
Barışı esas alan, inandığı ilahın bir adı da Selam (kurtuluş,esenlik,güvenlik ve barış) olan, savaşmamak için hicret eden ama gerektiğinde de onurluca savaşan Muhammed’in topluluğu;
“İnsanlara zulmedenlere, yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenlere karşı durulmalıdır…”
“Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda savaşın, (ancak) aşırı gitmeyin. Elbette Allah aşırı gidenleri sevmez.”
Bireyi kutlu elçiliğini gönülden ve ihlasla yaparken, topluluğun içinde diğer bireylerle saf saf kenetlenen, hem birey hem toplum olabilen bir toplum. Ne bireyin bu toplum olmadan, ne de toplumun bu birey olmadan kutlu hedeflerine varamayacağının bilincinde olan aydın, içten, samimi ve dürüst bir toplum.
Kendilerinin, anne-babalarının ve yakınlarının aleyhine bile olsa, Allah için şahidler olarak adaleti ayakta tutan bir toplum. Zengin veya fakir, siyah veya beyaz, Kürt, Türk, Arap veya Fars fark etmez, adalettir tek gayesi, adil olmaktır. Adaletten dönüp heva(tutku)larına uyarak, sözü geveler ya da yüz çevirirlerse, Allah’ın, yaptıklarından haberi olduğundan şüpheleri yoktur.
Kendisini görüyormuş gibi ibadet ettikleri ve adını duyduklarında yüreklerinin titrediği, kalplerinin O’nun zikriyle mutmain olduğu ilahlarını inkar etseler bile –Allah’ın insanlara tanıdığı bir hak olan- özgürlüklerine saygı duyacak kadar hoşgörülü ve anlayışlı ama inançlarını ve tek ilahlarını onlara tebliğ edecek ve kınayıcıların kınamalarından korkmayacak kadar; özgüven ve cesaret timsali bir toplum.
“Kuşkusuz Allah dileseydi insanları bir tek millet yapardı” ama ayrı kabileler, şubeler ve milletler kıldı, dillerini ve renklerini ayrı kıldı; ta ki tanıyıp tanışsınlar, birbirlerini sevsinler ve takva yarışına girsinler. Üstünlük ancak takvadadır; üstünlüğü kendinde görüp müstekbirleşenlere ve başka topluluklara ve şahıslara güç kullanarak zorbalık edenlere de “Allah’ın emrine dönünceye kadar savaş açan” bir toplum. Haksızlık ve tecavüzde bulunan velev ki müminlerden bir topluluk olsun yine de fark etmez; çünkü şüphesiz Allah, adil olanları sever!
İnsanların refahını gözetir müstakbel kutlu toplum ve göz bebeği kutlu elçi. Allah’ın insanlara bir lütfu olan yeryüzü nimetlerinden adil bir paylaşım için çaba gösterir, kenz etmesin, ahiret yurdunu gözetsin, insanoğlu aç gözlü olmasın ister…
Bunları ve dahi ötesini ütopik birer düşünce olarak görmez sadece, hele hele Allah’a ve öbür dünyaya hiç havale etmez, hemen işe koyulur. Kaybedecek bir saniyesi bile yoktur! Düşünür, plan yapar, proje geliştirir, organizasyon yapar, teşkilatlanır, etkinlik düzenler, insanlara gider ve yüreğinin yanıklığıyla derdini anlatır, onların dertlerini dinler, çare bulur, merhem sürer yaralarına, sever ve sayar onları, hep birlikte Allah’ın ipine sarılırlar.
Düşer ama sonra kalkar, yenilir ama mücadeleden vazgeçmez. Çaba bizden muvaffakiyet Allah’tandır, her yola çıkan menzile varmaz ama menzile varanlar yola çıkanlardır!
En küçük bir çaba bile çok büyük bir değer görmelidir, zira kimin Ömer olacağı belli olmaz, hangi amelin sırattan geçireceği de. Sosyal, ekonomik ve siyasal alanda güç oluşturmalı ve mevcut güçlere tesir etmeye çalışmalıdır.
Çalışmalıdır, çalışmalıdır ve yine çalışmalıdır bu kutlu toplum ve kutlu elçi…
(Devamı gelecek inşallah)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.