Abdurrahim Orhan

Abdurrahim Orhan

PEYGAMBER, KUTLU TOPLUM ve KUTLU ELÇİ

“Onlara, içlerinden senin ayetlerini kendilerine okuyacak, onlara kitap ve hikmeti öğretecek, onları temizleyecek bir peygamber gönder.”

Ne güzel bir dua!

Hz. İbrahim ve Hz. İsmail peygamberlerin duası. Allah insana akıl ve vicdan(fıtrat) gibi çok değerli iki meleke vermiş olmasına rağmen Adem aleyhisselamdan hatemul enbiya; sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed’e (a.s.) kadar bir çok peygamber ile insana hidayet ve nur yolunda lütufta bulunmuştur.

Bize Allah’ın nakli ve kevni ayetlerini okuyan ve onları açıklayan (tefsir eden) kutlu nebiler. Hikmet kaynağı kitabın kendisinden ve kendilerinin örnek hayatından bizi hikmet deryasına götüren, bizi bedeni ve ruhani her türlü kirlilikten arındıran, arınma yollarını gösteren pürü pak insanlar.

Allah tıpkı kendisine, meleklerine ve kitaplara iman konusunda olduğu gibi peygamberlerine iman konusunda da iman etmeyi istemiş, kesin deliller yerine çok güçlü işaretler vermeyi tercih etmiştir. Dünya hayatının imtihan olması, kimin daha iyi ve güzel davranacağının ortaya çıkması açısından da bu imtihan ve iman etme (ya da etmeme tercihi) bir gerekliliktir aslında. Çünkü kesin kanıtlarla sunulacak bir inançta iman etmemek gibi bir durum ve dolayısıyla imtihan da olmayacaktır.

Tarihe bir yolculuk yaparsak; kendisine peygamber gönderilen bir toplumun bireyi olup gönderilen peygambere iman etmek nasıl bir şeydir acaba? Doğruluk, güvenirlik, emanete riayet, günahtan uzak durmak, tebliğ ettiği inancın tutarlılığı ve güzelliği, sabır, merhametli olma, yalan söylememek, doğruları için ölümü göze almak, güç ve otoriteye karşıda olsa haktan ve adaletten yana olmak, kimseye yük olmadan geçimini kendi sağlamak, toplumun sorunlarına çözüm aramak, mal-mevki ve makama rest çekebilmek ve ben merkezcilikten uzak oluşu v.b. güzel özellikleri dışında bir şeyler aramak sanırım gerekmezdi O’na iman etmek için. Zira o zamanlarda olduğu gibi şimdi de bu özelliklere sahip olmak peygamber hatta nerdeyse melek olmayı gerektirir.

Peygamberler zincirinin tamamlanması ve Kur’an ile kutsal kitap halkasının tamamlanması insanoğlunun gelişimi ile açıklanır. Bir evrimsel süreç gibi artık insanın belli bir zihinsel olgunluğa eriştiği ve ilerde değineceğimiz; Kur’an’ın evrensel ve her çağa yorumlanabilir özelliği sayesinde ne yeni bir kitaba ne de yeni bir resule ihtiyaç kalmamıştır görüşü hakimdir.

Peygamberlerin varisleri, Kur’an’ın taliplileri, İslam dininin mensupları olarak bize düşen en önemli vazife peygamber misyon ve vizyonunu bugüne taşımak ve onu temsil etmektir. Tıpkı onlar gibi yürüyen Allah kelamı olmaktır. Allah’ın kitabının (dolayısıyla Allah’ın) ahlakı ile ahlaklanmaktır.

Anlaşmazlığa düştüğümüz şeylerde Allah’a ve resulüne gidebilmeliyiz. Bizde toplumumuz için müjdeleyici ve uyarıcılar olmalıyız.

Mü’minlerin (hatta insanlığın) sıkıntıya uğraması bize ağır gelmeli, çok düşkün ve çok şefkatli olmalıyız, çok içli ve sevgi dolu.

İnsanların hidayeti için çırpınmalıyız, Kur’an’ın nurunu cihana yaymalıyız. Zulüm ve haksızlık karşısında mazlum ve haklıdan yana olmalıyız. Yeryüzünde bozgunculuk ve fesat kaynağı olan zalim, kafir ve münafık kimseler varsa onlara karşı durabilmeliyiz, onlara karşı cihad etmekten geri durmamalıyız ve hatta onlara karşı sert olmalıyız. Bu yolda tıpkı peygamberler gibi bizde sadece Allah’tan korkmalıyız, başka bir şeyden değil… Zira Resuller bizim için, yani “Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.”

Peygambere (Kur’an ve İslam’a) bölük pörçük, belli alanlarda ve kısmen değil, geniş ve evrensel bir bakış açısı ile bütüncül bir şekilde yaklaşmalıyız ve inşallah o sayede örnek bir topluluk olup insanlığa hayırlı bir ümmet oluruz.

“De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah’tan, Resulünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Abdurrahim Orhan Arşivi

MUMÎN, BAWERMEND

11/04/2015 21:08

İlim ve Hikmet Şehri

26/06/2014 00:21

DUA

25/05/2014 00:20