İnsanlara karışarak yaşayın. Bu halde ölürseniz sizin için ağlarlar; yaşarsanız size şefkat gösterirler.
Mert insanları düştüklerinde kaldırın. Onlardan tökezleyen hiç kimse yoktur ki, Allah’ın eli onun elinde olup onu kaldırmasın.
Üzgün olana yardım etmek ve kederli olanı avutmak, büyük günahların kefaretlerindendir.
Kişi hiçbir şeyi saklayamaz ki o, dilinin sürçmesinde ve yüz hatlarında ortaya çıkmasın.
Zühdün en üstünü zühdü gizlemektir.
Zenginliğin en şereflisi arzuları terk etmektir.
İnsanlar, kendilerine hoşlanmadıkları şeylerle koşan kimse hakkında bilmediklerini söylerler.
Ahireti hatırlayan, hesap verecek şekilde amel eden, yetecek kadarıyla yetinen ve Allah’tan razı olana ne mutlu!
Seni üzen bir kötülük, -Allah katında- kendini beğenmişliğe sevk eden bir iyilikten daha hayırlıdır.
Asil olanın aç olduğunda, alçak olanın ise tok olduğunda saldırısından kaçının.
İnsanların kalpleri yabanidir, kim onları ısındırırsa ona yönelirler.
Cömertlik, istenmeden vermektir. İstendikten sonra verilen ise utanma ve yerilmeme kaygısıyladır.
Akıl gibi zenginlik, cehalet gibi fakirlik, edep gibi miras, danışma gibi miras yoktur.
Mal, şehvetlerin kaynağıdır.
Dil, yırtıcı bir hayvandır. Serbest bırakılırsa yaralar.
İyi bir dilekle selamlanırsan daha iyisiyle karşılık ver. Bir el sana ihsanda bulunursa ona daha fazlasını ver. Bununla birlikte fazilet ilk başlayanındır.
Dünya ehli, uykudayken götürülen kafile gibidir.
İnsanın nefesi eceline doğru adımlarıdır.
Her sayılı olan geçecek, her beklenen gelecektir.
Her insanın değeri, iyi yaptığıdır.
Yaşlının (isabetli) görüşü benim için gencin dayanıklılığından daha sevimlidir.
Tövbesi beraberinde olduğu halde ümitsizliğe kapılan kişiye şaşarım.
Kim kendisiyle Allah arasındaki şeyi düzene koyarsa, Allah da onunla insanlar arasındaki şeyi düzene koyar. Kim ahretinin işini düzene koyarsa, Allah onun dünya işlerini düzene koyar. Kim kendi nefsine nasihat ederse Allah onu korur.
Bedenler usandığı gibi kalplerde usanır. Onlar için hikmetlerin ilgi çekici yeni yönlerini arayın.
İlmin en düşüğü dilde duran, en yükseği ise uzuvlarda ve temel organlarda tezahür edendir.
Akıldan daha yararlı bir mal, kendini beğenmişlikten daha ıssız bir yalnızlık, planlama gibi akıl, takva gibi asalet, ahlak güzelliği gibi dost, edep gibi miras, başarı gibi lider, Salih amel gibi ticaret, sevap gibi kazanç, şüphe karşısında durma gibi takva, haramdan uzaklaşma gibi züht, tefekkür gibi ilim, farzları yerine getirme gibi ibadet, haya ve sabır gibi iman, tevazu gibi asalet, ilim gibi şeref ve danışmadan daha sağlam yardımlaşma yoktur.
Ona, Ey Müminlerin Emiri! Nasılsın? Diye soruldu; şöyle cevap verdi:
Bekasını tüketen, sağlığı bozulan ve güven duyduğu yerden kendisine ölüm gelen kişinin hali nasıl olur?
Yaratıcının senin yanındaki büyüklüğü, yaratılanı gözünde küçültür.
Tutumlu olan, fakir olmaz.
Muhabbet göstermek, aklın yarısıdır.
Üzüntü yaşlılığın yarısıdır.
Sabah, gözleri olana aydınlık olur.
Günahı terk etmek, tövbeyi istemekten kolaydır.
Liderliğin aracı, göğsün genişliğidir.
Gevşek davranmanın meyvesi, pişmanlıktır; kararlılığın meyvesi esenliktir.
İlim kabı hariç her kap, içine konan şeyden dolayı daralır; ilim kabı ise genişler.
Yumuşak huylu değilsen, yumuşak huylu gibi görün. Bir topluluğa benzeyen kişinin, neredeyse onlardan olmaması nadirdir.
Ona iman sorulunca şöyle dedi:
İman dört ayak üzerindedir: Sabır, yakin, adalet ve cihat.
Sabır, dört bölüm üzerinedir. Arzu, korku, züht ve bekleyiş. Kim cenneti arzularsa şehvetleri unutur. Kim ateşten korkarsa haramlardan sakınır. Kim dünyada züht hayatı sürerse musibetleri basite alır. Kim ölümü beklerse hayırlarda acele eder.
Yakin, dört bölüm üzerindedir: Zeka basireti, hikmetin inceliklerini anlamak, ibretten ders almak ve öncekilerin sünneti. Kim zekada basiret sahibi olursa, ona hikmet görünür. Kime hikmet görünürse ibreti bilir. Kim ibreti bilirse sanki ilklerin arasında olur.
Adalet, dört bölüm üzerindedir: Engin anlayış, derin ilim, güzel hüküm ve sabit hilm. Kim anlarsa ilmin derinliğini bilir; ilmin derinliğini bilen, (alması gerekeni aldıktan sonra) hükmün yolundan geri döner; kim yumuşak huylu olursa işinde aşırıya gitmez ve insanlar arasında övülerek yaşar.
Cihat, dört bölüm üzerindedir: İyiliği emretme, kötülüğü nehyetme, savaş bölgelerinde doğruluk ve fasıklara kin duymak. Kim iyiliği emrederse müminleri takviye etmiş olur; kim kötülüğü nehy ederse münafıkların burunlarını sürter; kim savaş bölgelerinde doğru olursa yükümlülüğünü yerine getirir, kim fasıklardan nefret eder ve Allah için kızarsa, Allah da onun için kızar ve onu Kıyamet günü memnun eder.
(*Bu övgülere mazhar olmuş Hz. Ali’den övgü ve hikmet dolu sözleri paylaşmak istedim.)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.